25 Mayıs 2020 - Pazartesi / 04:20
Yeşilırmak Gazetesi
 
 

Kurt: Birlikte Daha Güçlüyüz

Büro Bir Sen kuruluşunun 1. yıldönümünü 23.02.2020 Pazar günü Kahvediyarında pasta ile kutladı...
Bu haber 2 ay önce eklenmiş

Büro Bir Sen kuruluşunun 1. yıldönümünü 23.02.2020 Pazar günü Kahvediyarında pasta ile kutladı.

Büro Bir Sen’in kuruluşunun 1. yıldönümü kutlamalarına; Genel Başkan Tercan Kurt, İl Başkanı Neslihan Avcı, Genel Sekreter Mehmet Köse, Memur ve Emekli Sendikaları Konfederasyonu Genel Başkanı Muzaffer Kala, Eğitim ve Öğretim Birliği Sendikası Genel Başkanı Mehmet Nuri Kaynar, Memur ve Emekliler Sendikası Konfederasyonu Genel Başkan Yardımcısı İsrafil Odabaş, Hak Bir Sen Diyanet ve Vakıf Çalışanları Sendikası Genel Başkanı Nail Sarıkaya, Büro Bir Sen Genel Başkan Yardımcısı Ali Özkan, Büro Kamu Görevlileri Birliği Sendikası Genel Başkan Yardımcısı Muhammed Hasan Coşkun ile diğer davetliler katıldı.

Büro Bir Sen Sendikasının kuruluşunun 2.yıldönümü ve yıllık birinci olağan genel toplantısı, 23.02.2020 Pazar günü saat: 14.00’te Kahvediyarı salonunda gerçekleşti. Toplantının açılışını Genel Başkan Tercan Kurt yaptı.

Kurt; Büro Bir-Sen Kuruluşunun 1.Yıl Dönümü münasebeti ile bir ara gelmiş bulunmaktayız. MESK (Memur ve Emekli Sendikalar Konfederasyonu) Aile Çatısı altında Bir araya gelerek Gücümüze güç kattık. Önümüzde uzun Yıllar var, Yaptığımız işin bilincindeyiz. Zor yola girdik bütün zorlukları hep beraber aşacağız. Sevdiğim bir söz konuyu da özetlemiş olacak. Merdivenleri teker teker çıkmak gerekiyor, çünkü Başarının Asansörü Yok. Hayatı boyunca asansör ile yoluna devam edenlerin şuan esamisi okunmamaktadır. Son zamanlarda sendikaları eleştirmek moda olmuş, bende soruyorum sen memur olarak kendin için ne yaptın. Şikâyet etmeye gelince herkes şikâyetçi, peki memuru temsil eden yetkili sendika ile diğer sendikaları aynı kefeye koymak ne kadar hakkaniyete sığar. Evet, memur halinden memnun değil, peki o zaman herkes kendini sorgulasın. Memnun olmadığın sendikanın yetkili olmaması için ne yaptın. Sadece kurusıkı sallamakla olmaz, her türlü memnuniyetsizliğe rağmen yetkili sendikaya halen üye olanlar, mağduriyetin müsebbibidir. Sadece eleştiri ve ahkâm kesme ile olmuyor. Senelerdir memurun nasıl satıldığını kamu çalışanlarının nasıl mağdur edildiği ortada dır. Senin için uğraşan insanlara destek vermezsen sadece genelleyip kuru eleştiri yaparsan ya art niyet vardır yâda gaflet gözleri kör etmiştir.

Memurların sosyal ve mesleki sorunlarının çözümü için hiçbir çaba gösterilmemektedir. Toplu sözleşme masasına oturan yetkili ama etkisiz olan sendikalar da memurlardan çok hükümeti temsil etmektedir. Hükümet ile memurun arasında çözümsüz kalan zam pazarlığında, memur sendikaları ile hükümet arasında ki görüşmeler de sonuç alınamamıştır. Bağımsız Yüksek hakem Kurulunun bağımsız olmadığı bir daha da görülmüştür. Memurun grev hakları da, siyasete katılma hakları da yok, memurlar demokratik birçok haktan mahrumlar, bu hakları olmadığı içinde verilene razı olmak zorundalar. Ekonomik istikrarsızlık ve artan fiyatlar altında ezilmektedirler. Birde ücret adaletsizliği var, kamuda Anayasamızda öngörülen eşit işe eşit ilkesi işletilmemektedir. Memurlar uzun yıllardır, büyümeden payını alamamaktadır. Gerçekleşen enflasyon kadar zam demek sıfır zamdır. Hükümet 17 yıl boyunca sıfır zam vermiştir. Ayrıca Kamu çalışanları her yıl gelir vergisi dilimlerinin yüksekliği nedeniyle ortalama % 2-3 arasında ücret kaybına uğratılmaktadırlar. Yani bu nedenle enflasyon kadar zam dahi alamamaktadırlar. Hükümet ücretlilerde olduğu gibi gelir vergisi dilimlerinden kaynaklanan memur ücret kayıplarını hiçbir zaman telafi yoluna gitmemiştir. Son yıllarda hükümet memurlarına yaptığı artışları taban aylıklarına değil ek ücretlerine yaptığı için memurlar emekli olduklarında ekonomik kayba uğramışlardır. Kamuda yüzlerce unvanda memur istihdamı yapılmaktadır.657 sayılı devlet memurları yasası yamalı bohçaya dönmüştür. Liyakati esas alan, verimlilik üzerinde kurgulanmış bir kamu yönetimi reformu çalışması yapılarak kanunun yeniden yapılandırılması yoluna gidilmelidir.

Sendikaların en önemli işlevlerinin başında ekonomik, sosyal-kültürel ve siyasi işlevleri gelmektedir. Bu işlevlerin içinde siyasi işlev çok hassas bir noktayı teşkil etmektedir. Zira insanın var olduğu her yerde toplum; toplumun var olduğu her yerde de bir kurum olarak siyaset olagelmiştir. Gündelik sıcak siyasetle uğraşmayan hatta bilinçli olarak ilgilenmeyen bireyler, bazı konularda hükümetin kendisi ile ilgili bir konuda çıkardığı bir kanun vesilesiyle siyasallığın bir kenarında yer almakta ve mecburen siyasetle ilgilenmektedir. İnsanın siyasallığı, toplumsallığından ve bireysel durumundan bağımsız olamayacak bir varoluşsal durumdur. Bu kapsamda “siyasal toplumsallaşmaya, insan için kendisini içinde huzurlu hissettiği, doğrularını paylaştığı ve değerlerini benimsediği bir “dünyaya dâhil olma ve yine bu yolla bir tür “ötekilerin dünyasından kendisini ayrıştırma sürecidir” denilebilir. Siyasal partiler, sendikalar, sivil toplum kuruluşları ve olağan üstü sosyal, kültürel ve ekonomik olayların her biri, bireyin siyasal toplumsallaşma sürecine etki eden ana unsurlardır.

İnsanın varoluşuyla birlikte nerdeyse onunla iç içe olan siyaset, “bir görüş ve anlayışa göre, toplumda yaşayan insanlar arasında bir çatışma, bir mücadele ve kavgadır. İnsanlar yaradılışları, sosyal ve ekonomik durumları bakımından değişik çıkarlara sahiptirler. Aralarındaki düşünce çıkar ve psikolojik eğilim farklarından doğan çatışma siyasetin temelini oluşturur. Bu görüşü benimsemeyenlere göre ise siyasetin amacı, her şeyden önce toplumda bütünlüğü sağlamak, özel çıkarlara karşı koyarak genel yararı ve insanların “ortak iyiliğini” gerçekleştirmektir. Bu görüşü savunanlara göre siyaset, herkesin yararına olan bir toplum düzeni kurma çabasıdır.” İki görüşün ortasını bulan üçüncü bir görüşe göre ise “siyaset, hem bir çatışma ve iktidar mücadelesi hem de aynı zamanda toplumda düzeni oluşturmanın bir aracıdır.” Farklı görüşler ortaya konsada aslında bir toplumda siyasetin niteliğini belirleyen ana etken, yapı ve kurumların varlık kazandığı toplumsal zemindir. Siyasetin toplumsal zemini aynı zamanda toplumun kültürünü de siyasi tahlile katmaktadır. Yine aynı şekilde her toplumda farklı siyasi kültürler de mevcut olabilir. Bu farlılıkları bir çatışma unsuru değil düşünce zenginliği olarak görmek, buna paralel olarak bu ihtilafları çözebilecek ya da en azından çatışmaya dönüştürmeden devam edebileceği asgari bir mutabakat çerçevesinin çizilebileceği siyasi iklimi toplumlar üretebilmelidir.

Konunun özü itibariyle siyaset yapma işini sadece siyasi partilerin tekeline veren, sivil toplumu bu tekelin dişleri arasında öğüten bir siyasi kültürün, siyaseti bir ikna etme sanatı eksenine çekmesi ve siyasal toplumsallaşmayı sağlıklı bir mahiyette sağlaması mümkün değildir. Her ne kadar bu noktadan olumluya doğru akan bir süreç var gibi gözükse de maalesef ki mevcut reel siyaset anlayışı ağırlıklı olarak tarifi yapılan negatif mecrada akmaktadır. Siyasetin toplum nazarındaki bu olumsuz imajının silinerek, sivilliği de ön planda tutan bir medeni siyasi kültür ve üslubun inşa edilebilme imkânı ancak demokratik hukuk devleti çerçevesinin hâkim olduğu bir toplumsal yapıda mümkündür. Ancak her şeyden önce “hukuku ve kurumları değiştirmek fevkalade mühimdir fakat ehemmiyetli olan onları hayata geçirecek insanların, ruhun ve kültürün değişimidir.” Eğer bu değişim gerçekleşirse işte o zaman “toplum kendisini, demokrasiyi, sivilleşmeyi, özgürlüğü ve siyaseti keşfetmiş olacaktır. Böylece siyasetin alanı ve tabanı da genişleyecektir.”

Demokratik bir sistemde “siyaset” kuramsal olarak iki alana ayrıştırılmakta ve birbirleri açısından denge ve denetim sistemi işlevi görmesinin sağlanması öngörülerek güvence altına alınmaktadır. Bir yanda devletin temsil ettiği “kamu alanında” bir nevi “mekanik sistemin” adeta “işlemcileri” konumda algılanan bürokrasi, yani atanmış “kamu çalışanları kadroları” diğer yanda “özel alanda” bir nevi “organik sistemin” adeta “eylemcileri” konumunda algılanan siyasi yapılar, yani “seçilmiş kadrolar”. Kamu alanındaki faaliyetlerin, daha “insani boyutlarda” tutulmasını sağlamak amacıyla, mekanik bir mahiyette işlemesi gereken “kamusal işlemler”, özel alandaki organik sistemlerin eylemleri tarafından “denge ve denetim” altında tutulmaktadır. Ancak demokratik bir sistemde memurlar her ne kadar mekanik bir sistemin işlemcileri konumunda bir kamu hizmeti “işlevi” yerine getirseler de, aynı zamanda kurdukları sendikalar ile de özel alanda siyasi işleyişi denetleme ve gözetleme noktasında “eylem” icra etmektedirler. Yani normal ölçülerde işleyen tüm bu süreçler esasında yönetsel bir mekanizmadan ibaret olan demokratik sistemi güvence altına almaya amaçlamaktadır.

Ülkemizdeki memur sendikalarının en önemli işlevlerinden biri de, sağlam temellere oturtulmuş demokratik bir hukuk devletinin inşasına gönül vererek gayret etmek olmalıdır. Aynı noktadan hareketle sendika üyesi kamu çalışanlarının en önemli görevlerinden biri de üyesi oldukları sendikaların elde ettikleri kurumsal iradelerini, politize olarak siyasi partilerin adeta emrine verip, “gölge varlık” konumu düşmesini engellemektir. Ne var ki sendikacılığın ülkemizdeki müktesebatına baktığımız zaman durumun bu noktada pek parlak olmadığı ortadadır. Bu nedenle sendikaların bu duruma son vererek, gerçek kimliklerine bürünüp “asli varlık” konumuna geçmeleri lazımdır.

Netice itibariyle tabi ki sendikalar işlevlerinin bir gereği olarak siyasi işleyişin ve siyasetin içinde temel aktörlerden biridir. Zira siyaset sosyolojinde siyasal partiler, sendikalar, sivil toplum kuruluşları ve olağan üstü sosyal, kültürel ve ekonomik olayların her biri, bireyin siyasal toplumsallaşma sürecine etki eden ana unsurlardır.  Buradaki ince ayrım, sivil toplum örgütleri açısından önemli olan şeyin, kamu çalışanları ve ülke meseleleri ile ilgili konularda, siyasetin bir aracı olan siyasi partilerin arka bahçesinde adeta bir figüran olarak rol alan değil, onlardan yapı olarak bağımsız, sivil bir dil ve üslupla konulara yaklaşan bir anlayışla fikir ve eylem üretmektir, dedi.

Toplantıda başkanlar birer konuşma yaparak Büro Bir Sen’in her geçen gün üye sayısının arttığını ve şu anda kartopu yapıldığını ve hareket ettikçe büyüyeceğini, ifade ettiler.

Daha sonra pasta kesilerek sendikanın 1’inci yılı kutlandı. Toplantı çok samimi bir ortam havasında geçti ve topluca hatıra fotoğrafının çekimi ile sona erdi.



Yorumlar


 
  Yazarlar    
Aydın PELİTLİ
Yazılarını incele
Naci KONYAR
Yazılarını incele
İsa ÇOLAKER
Yazılarını incele
Zekai GÖRGÜLÜ
Yazılarını incele
Ülkümen PELİTLİ
Yazılarını incele
Atilla KIRBAŞ
Yazılarını incele
  Sayfalar    
+ İletişim
+ Amasya Tanıtım

  Genel Haberler    
  Amasya İHH 55 Yetime Bayramlık Hediye Etti..  
  Başkan Sarı, Koçak Ekmek Fabrikasını Ziyaret ..  
  Vali Varol’dan Pazar Yerinde Korona Denetimi..  
  Başkan Sarı, Farklı Mahallelere Pide Dağıtmay..  
  Vali Dr. Osman Varol’un Ramazan Bayramı Mesaj..  
  Ramazan Bayramı Mesajı..  
  Ramazan Pideleri Başkan Sarı’nın Öncülüğünde ..  
  Çocuklara Beceri Kazandırılıyor..  
  İlçelerde Denetimler Aralıksız Devam Ediyor..  
  Başkan Sarı, DSİ’nin Çalışmalarını Yerinde İz..  
Tümünü Göster
  Önemli Linkler    
  Amasya Valiliği - ziyaret et  
  Amasya Belediyesi - ziyaret et  
  Aramızdan Ayrılanlar (Vefat) - ziyaret et  
  Amasya Üniversitesi - ziyaret et  
  Amasya Emniyet Müdürlüğü - ziyaret et  
  Amasya Kültür ve Turizm - ziyaret et  
  Amasya Devlet Hastanesi - ziyaret et  
  Amasya Portal - ziyaret et  
  Amasya Nöbetçi Eczaneler - ziyaret et  
  Amasya Kuyumcular - ziyaret et  
  Hava Durumu    

Amasya Hava Durumu
  Döviz Bilgileri    
 
  Yeşilırmak Gazetesi Reklam - İletişim - Kurumsal - Gizlilik İlkeleri
Yeşilırmak Gazetesi | Tüm Hakları Saklıdır © 2000-2013
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz
Tel - Fax : 0358 218 13 85 / Email : yesilirmakgazetesi@hotmail.com
Sitemiz 25 Temmuz 2006'dan itibaren  Ziyaretci Sayacı kişi tarafından ziyaret etmiştir.